Arama


Üye Girişi

Kelime Çeşitleri

KELİME TÜRLERİ

Kelimeler cümle içindeki durumlarına ve görevlerine  göre  çeşitli adlarla anılırlar. Buna göre kelimeleri aşağıdaki gibi gruplandırabiliriz.                                 ________             KELİME_____________                         ____Anlamlı kelimeler________                         ____Görevli kelimeler____        ____         İsim_______________              Fiil                  Edat           Bağlaç           Ünlem      İsim       Sıfat          Zamir           Zarf    Bunlardan isim, sıfat, zamir, zarf, fiil  anlamlı kelimeler;  edat, bağlaç, ünlem  görevli kelimelerdir.                                                                                           

 İSİM

Varlıkların veya kavramların adları olan kelimelere isim denir. İsimleri çeşitli yönlerden gruplandırabiliriz.                             

Varlıklara verilişlerine göre:

Özel İsimler:  Tek olan ve diğer varlıklar içinde tam bir benzeri bulunmayan varlıklardır. Özel isimler, varlıklara sonradan verilmiş adlardır. Cins isimlerde olduğu gibi nesne ile kelime arasında tam bir ilişki yoktur.. Özel isimleri sahipleri tanımazsa zihinde bir varlık, bir kavram oluşmaz.Özel isimler büyük harfle başlar ve çekim eki aldığında ek kelimeden virgülle ayrılır.Şahıs (Ahmet, Ayşe) ; millet ( Alman, Arap) ; hayvan (Tekir, Sarman, Benekli) ; yer  (İzmir,Yüksekova, İncirli ) ; din, mezhep ( İslamiyet, Malikilik ) ; ülke ( Türkiye, Kore ) ; kitap, dergi ( Safahat, Küçük Ağa, Akşam, Yedi İklim) ; kurum, dernek, okul ( Türk Dil Kurumu, Şehit Anneleri Derneği, Şehit  Adem Yavuz İlkokulu); gezegen, yıldız    (Merih,  Kutup Yıldızı)  vb. isimler özel isim sayılır.

Cins İsimler: Aynı cinsten olan varlıkların hepsine birden verilen adlardır. Dilin temel kavramları cins isimlerdir. Vücut organları ( el, parmak ); hayvan ve bitki türleri ( kedi, çiçek, gül,   kuş );  araç, eşya ( makas, bardak, kanepe )  vb. isimler cins isimdir.                            Varlıkların oluşlarına ( maddelerine )  göre:

Somut isimler: Duyu organlarıyla algılayabildiğimiz varlık  isimleri somut isimdir. Şeker, ev, kuzu, ağaç, bina vb.Soyut isimler : Duyu organlarıyla algılayamadığımız ancak  tasarlayabildiğimiz veya varlığını kabul ettiğimiz varlık ve kavramlar soyut  isimdir. Ruh, duygu, sağlık, huzur   vb.                           

Sayılarına Göre:

Tekil ( teklik) isimler: Tek varlığı anlatan isimlerdir.  Ağaç, su, çocuk, kalem vb.

Çoğul ( çokluk) isimler: Kelime sonuna “-lar”  çoğul eki getirilerek yapılan ve birden fazla varlığı  anlatan isimlerdir.

Topluluk isimleri: Çoğul eki almadığı halde, bir topluluğu ( birden fazla varlığı) ifade eden isimlerdir. Orman, tabur,sürü, demet vb. 

                           İsim Tamlaması

İki ya da daha çok isimden kurulan tamlamadır. Tamlayan ve tamlanan unsurlarıyla  kurulur.

Tamlayan  +  ilgi eki (-ın, - nın )    ------    

Tamlanan  +  iyelik eki ( - ı, -sı )     şeklinde oluşur.

Kuruluşuna göre dört grupta incelenir:

Belirtili İ.T. : Her iki unsurun da tamlama eki almasıyla oluşur. Çocuğun kitabı, suyun sesi .

Belirtisiz İ.T. : Sadece tamlanan unsurunun ek almasıyla oluşur.  Yolcu vagonu,  dağ lalesi.

Takısız İ.T. : Her iki unsur da ek almaz. Şekil olarak sıfat tamlaması gibidir. Ancak bu tamlamada tamlayan unsuru sıfat  değil bir isimdir ve tamlanan unsurunda belirtilen varlığın neden yapıldığını ifade eder (  tahta köprü,  altın kolye, toprak testi ). İsim soylu kelime mecazi anlamda sıfat olarak kullanılıyorsa bu sıfat tamlamasıdır ( tahta kafa, çelik bilek ).

Zincirleme İ.T. : İsim tamlamasının  unsurlarından en az birinin kendi içinde bir isim tamlaması oluşuyla meydana  gelir.  ( Su testisinin  kulpu ,   ev sahibinin  annesinin  çantası .    

SIFAT 

Varlıkları niteleyen ya da belirten kelimelere sıfat denir. Türkçe’de hiçbir kelime tek başına sıfat olarak kullanılamaz, bir ismin önüne gelir.. Tek başına kullanıldıkları zaman bütün sıfatlar adlaşmış sıfat ( isim) olarak tanımlanırlar. Sıfatlar çekim eki de almazlar. Sıfatlar kendi içinde çeşitli gruplara ayrılır:                  ______        Sıfat___________________         
              Niteleme                                 _________Belirtme__________________________                                                       Sayı s.      Soru s.           Belgisiz s.        İşaret s.      Ünvan s._____________________________I__________________       Asıl s.s.     Sıra s.s.      Kesir s.s.           Üleştirme s.s.       Topluluk s.s. 

Niteleme sıfatları: Varlıkların durumlarını, biçimlerini, renklerini kısacası nasıl olduklarını belirten kelimelerdir. İsme sorulan “nasıl?” sorusuna cevap verirler. Deyimler, kelime grupları sıfat fiiller ( fiilimsi) sıfat olarak kullanılabilir:  ( ince kalem, kara kara gözler, okumuş adam,  şakıyan kuş.)Bazen sıfat tamlamaları “-li,-lı” eki alarak ismi  niteleyebilir (iyi kalpli  kadın )

Belirtme sıfatları: Varlıkların sayılarını belirterek, soru sorarak, işaret yoluyla veya belirsiz olarak belirleyen kelimelerdir.  Belirtme sıfatları isimlerin geçici özellikleridir. Beş gruba ayrılırlar.

Sayı sıfatları: Varlıkların sayılarını türlü yönlerden belirleyen sıfatlardır. Beş gruba ayrılırlar.1.            Asıl sayı sıfatları:  Sayıların yalın halleri ile sıfat olarak kullanılmasıdır; (bir elma, yedi iklim, on sekiz kalem)2.            Sıra sayı sıfatları:  Varlıkların sıralarını belirtirler. Sayıların sonuna “-nci” eki getirilerek yapılır; ( yedinci kat, birinci sıra, yüzüncü yıl, on bininci müşteri) .3.            Kesir sayı sıfatları: Eşit parçalara ayrılan varlıkların parçalarını belirtirler; ( üçte bir ekmek, onda sekiz başarı, beşte üç pay , yarım elma, çeyrek porsiyon).4.            Üleştirme sayı sıfatları: Varlıkların eşit bölümlere ayrıldığını belirtirler. Sayıların sonuna   -er “ eki getirilerek yapılır.5.            Topluluk sayı sıfatları: Benzer varlıkları ifade ederler. Sayıların sonuna “-z” eki getirilerek yapılırlar ( ikiz kardeş, beşiz bebek )

Soru sıfatları: Varlıkların durumlarını, yerlerini soru sorarak belirleyen sıfatlardır “kaç, hangi, nasıl, neredeki, kaçar, nasıl...”( kaç para, hangi adam, nasıl iş, ne gün, neredeki kitap ).

Belgisiz sıfatlar: Varlıkların dış özelliklerini, bilhassa sayılarını tam olarak değil de yaklaşık olarak belirleyen sıfatlardır. Bu sıfatlar belgisiz zamirlerle karıştırılmamalıdır. Zamirler çekim eki  alır, sıfatlar ise ek almaz ve mutlaka bir ismin önüne gelir ( bir gün, birkaç saat, az ekmek, çok su, biraz uyku, birtakım adamlar, tüm insanlar, bütün gün, her zaman, hiçbir insan, kimi zaman, bazı öğrenciler, herhangi bir kitap, başka elbise, kimi günler).

İşaret sıfatları: Varlıkları işaret ederek gösteren , belirleyen kelimelerdir bu, şu, o”. İşaret  sıfatlarının çoğulu yoktur. İşaret zamirleri ile karıştırılmamalıdır ( bu ev, şu kitap, o araba ).Beriki, böyle, diğer,öteki, şöyle” ( böyle adam, beriki sandalye, öteki ev) gibi kelimeler de işaret sıfatı olarak kullanılır.

Unvan sıfatları: İnsanların adlarının önüne getirilen, derece, rütbe, saygı bildiren kelimelerdir (Doktor Emin, Binbaşı Ali,  Deli İbrahim, Ali Amca, Hikmet Efendi, Nigar Hanım)                            

Sıfatlarda anlam dereceleri Pekiştirme sıfatları: Sıfatların anlamı çeşitli yollarla kuvvetlendirilebilir. Bu:Bir sıfatın ilk hecesi alınarak sonuna “ –m, -p, -r, -s” harflerinden biri getirilerek (bembeyaz);Kelime aynen tekrar edilerek ( yeşil yeşil göz, koca koca ağaç, iri iri ceviz );İkileme arasına “mi” edatı getirilerek ( güzel mi güzel araba,  uzun mu uzun yol );Yakın anlamlı ikilemeler kullanılarak ( iri yarı çocuk, anlı şanlı kahraman )   yapılabilir.

Küçültme sıfatları: Sıfatların anlamı  -cik, -ce, -msi, -mtırak” gibi eklerle küçültülür, azaltılır ( incecik bilek,  güzelce ev,  ekşimsi elma,  mavimtırak  gömlek, küçücük  çocuk ).

Sıfatlarda üstünlük: Sıfatlar arasında mukayese yapıldığında sıfatın önüne “daha, çok, pek, en, gayet” zarflarından biri getirilir ( sevimli kız, daha sevimli kız, çok sevimli kız, pek sevimli en sevimli kız, gayet sevimli kız )  

Sıfat Tamlaması: Tamlayan unsuru sıfat; tamlanan unsuru isim olan kelime grubudur. Sıfatlar cümlede ancak tamlama halinde kullanılabilir. Sıfat tamlamasında her iki unsur da çekim eki almaz. İki veya daha fazla kelimeden oluşabilir ( siyah pelerinli adam,  hüzünlü hikaye,  kırmızı uçlu kalem).

ZAMİR 

Cümlede ismin yerini tutan, isim olmadığı halde isim gibi kullanılan kelimelere zamir denir. Zamirler isim çekim eklerinin tümünü alırlar. Zamirler altı gruba ayrılır.

     _____                                         Zamir                                 _____________                    Şahıs z.         İşaret z.             Belgisiz z.         Soru z.       Dönüşlülük z.             Ek halindeki z.    

Şahıs zamirleri: Kişi adları yerine kullanılan kelimelerdir:“ben, sen, o, biz, siz, onlar” ( Ben geldim,  bize de alalım, onlar biliyorlar, siz de gelin).Şahıs tamirleri iyelik eki almaz.(Tamlamalarda sonuna gelen ek “ilgi”  ekidir – benim evim)Tamlamalarda sadece tamlayan görevinde kullanılır( Onun arkadaşı). Bazen bu tamlayan belirtilmeyebilir ( arkadaşı gelmedi, kalemim kırıldı,  elin acıyor mu? ) 

İşaret zamirleri: Varlıkların isimlerini işaret yoluyla tutan kelimelerdir: bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar öteki, beriki ” ( Onu bildin mi, bunları hala almadılar, onları ben de alırım, şunu hemen ver, ötekini unuttum, berikini kaldırıver).“Böyle, şöyle, öyle” kelimeleri de işaret zamiri olarak kullanılabilir ( Böylesini hiç görmedim, öylesi bir daha gelmez).

İşaret zamirleri de iyelik eki almaz, ancak bazı hallerde sadece 3.T.Ş. iyelik eki alabilirler  (ötekisi, şusu, busu, böylesi)

Belgisiz zamirler: Hangi varlığın yerini tuttukları kesin olarak belli olmayan zamirlerdir. Belgisiz sıfat olarak kullanılan kelimeler, belgisiz zamir olarak da kullanılırlar. Bu durumda kelimelerin sonuna 3. T.Ş.  iyelik ekleri getirilir; “ kimse, birkaçı, hepsi, pek çoğu, pek azı, bazısı, bazıları, tümü, bütünü, bir, kısmı, kimi, her biri, hiçbiri, başkası” ( Kimsesizdik, onlardan birkaçı, bazıları geldi, hiçbiri anlamadı, başkası aldı., onların her biri biliyor, bazısı  anlamıştı )“Hepsi, kimse, herkes “sadece zamir olarak kullanılır, sıfat şekli yoktur ( Hepsi ağlardı). Soru zamirleri: İsimlerin yerini soru yoluyla tutan kelimelerdir. “kim, ne, hangisi, nereden, kaçı, neden,  kimi, nereye” . Türkçe’de asıl soru zamiri “ kim, ne” dir, diğerleri bunlara çekim eki eklenerek türemiştir ( Kim geldi?, nereden aldın?,  tencere neden yapılmış?, hangisi senin kardeşin?..) 

Dönüşlülük zamiri: “ kendi”  kelimesi dönüşlülük zamiri olarak kullanılır. Şahıs isimlerinin yerine geçtiği gibi hayvan isimlerinin veya cansız varlıkların yerine de kullanılır. ( Kendim araba kullanabilirim. Köpek kendisi evi bulmuş, ağaçtaki meyveler  kendi düşmüş, kendi kendine çözdü.)         Bu zamir şahıs zamiri gibi kullanıldığı gibi (kendim geldim), pekiştirme amacıyla ( ben kendim başardım) veya tamlamalarda ( kendi çantası ) da kullanılır. 

Ek halindeki zamirler: 

İlgi zamiri : Kelimeye bitişik olarak yazılan ve zamir fonksiyonu taşıyan “-ki”  ekine ilgi zamiri denir. Bu ek daima bitişik yazılır ve Büyük ünlü uyumuna uymaz.

   İlgi zamiri isim tamlamalarında tamlayanın sonuna eklenerek tamlananın görevini yüklenir. Ve tamlamada tamlanan yer almaz ( benim ayakkabım > benimki, onun  cebi > onunki )

 İyelik zamiri: Varlık isimlerinin sonuna gelerek o varlığın kime ait olduğunu belirtirler. Bu  ekler aslında isim tamlamasısın tamlanan unsurunun sonuna gelen iyelik ekleridir: “ –m, -n, s-,ı, -miz,   -niz, -leri” ancak tamlamanın tamlanan unsuru cümlede belirtilmeyince zamir görevini yüklenirler ( Arabasını yeni almış,  Babam bugün geldi, Okulumuz tatile girdi.)     

ZARF 

Fiilleri çeşitli yönlerden niteleyen sıfatlara ve yer , durum, miktar vb. yönlerden fiilin anlamını belirleyen kelimelere zarf denir. Bir başka deyişle, zarflar fiillerin sıfatlarıdır. Zarflar bazen sıfatların da önüne gelerek anlamlarını belirginleştirirler.Zarflar tek başına kullanılmazlar ( sıfatlar gibi)  mutlaka bir fiilin, sıfatın veya zarfın önüne gelmelidirler.Zarflar isim çekim eklerini almazlar ( sıfatlar gibi).Zarflar görevleri bakımından beş gruba ayrılırlar;           __________________Zarf__________________________________________         I                              I                     I                                I                                      I Durum (hal) z.         Zaman z.        Yer (yön) z.        Azlık-çokluk (miktar) z.         Soru z.  

Durum (hal) zarfları: Bunlar fiilde belirtilenin nasıl yapıldığını, ne durumda olduğunu belirten kelimelerdir. Cümlede fiile sorulan  “nasıl ?” sorusuna aldığımız cevaptır;  ( Çocuk güzel okuyor. Çocuk iyi uyudu.) Bu soru isme sorulduğunda alınan cevap sıfattır ( Kardeşim güzel elbisesini giydi. İyi insanlar kalp kırmaz.). Bu ikisi karıştırılmamalıdır! “-ca, -ce” eşitlik eki alan kelimeler durum zarfı olabilir;( İnsanca yaşamak, beraberce gezmek )“ böyle, şöyle, öyle” kelimeleri durum zarfı olabilir; ( Böyle gitme, şöyle yaptı )İkilemeler durum zarfı olabilir; ( yavaş yavaş yürümek, tane tane anlatmak, bata çıka gitmek)Fiile geldiklerinde anlamı kuvvetlendiren ( mutlaka gel, asla söyleme) ; ihtimal bildiren (belki gelir) ; tekrar anlamı katan ( yine kaçtı, bir daha söyle)  kelimeler durum zarfı olabilir; 

Zaman zarfları: Fiillerin anlamını zaman bakımından belirleyen kelimelerdir. Bunlar zarf olarak da kullanılan çeşitli zaman isimleridir. Cümlede fiile sorulan “ne zaman?” sorusuna aldığımız cevaptır. “ dün, yazın, gece, gündüz, er, geç, henüz, şimdi, yine, sabah, akşam, çoktan, daima, hala” gibi kelimeler zaman zarfı olarak kullanılırlar.( Henüz gelmedi, şimdi al, çoktan bitti, hala bekliyor )   “-leyin” eki isimlerin sonuna gelerek zaman zarfı yapar; (sabahleyin, akşamleyin)   “-ları, -leri” iyelik eki asıl görevi dışında zaman zarfı yapar; ( sabahları gel, önceleri  gelmezdi)   “-ın, -in” ilgi eki asıl görevi dışında zaman zarfı yapar; ( yazın bekliyor, kışın gelecek )   “-a,-da, -dan”  hal ekleri asıl görevi dışında zaman zarfı yapar; ( önceden bildirdi, sabahtan geldi, bayramlarda sevinir, eylülde gel, eskiden anlamazdık ). 

Yer (yön) zarfları: Fiillerin yerini veya yönünü belirten kelimelerdir. Yer zarfları aynı zamanda boşlukta bir yer ifade eden yer isimleridir.“ileri, geri, aşağı, yukarı, içeri, beri, dışarı, ön, arka, yan, sağ, sol, uzak, yakın” ( İleri git, geri kal, aşağı bak, içeri gir, dışarı çık, beri gel, arka arka git, yan dön, sol yap, uzak durma, yakın gel)Yer zarfı olan kelimeler cümlede fiile sorulan “nere ?” sorusunu cevaplar. ( “nereye?” sorusuna dolaylı tümleç cevap verir, cevap olan kelime hal eki aldığından adlaşmıştır.) 

Azlık-çokluk ( miktar) zarfları:  Fiillerin, sıfatların veya başka zarfların anlamlarını miktar yönünden belirleyen kelimelerdir. Bazen de önüne geldiği kelimenin anlamını sınırlar.“ en, pek, çok, biraz, kadar, fazla, eksik, seyrek, sık sık, ta, daha, denli”  ( en (güzel çocuk), daha hızlı koş, pek ( sevimli kuzu) , biraz uyudu, eksik kaldı, fazla geldi, (sabaha ) kadar bekle ). 

Soru  zarfları: Yüklemin anlamını soru yoluyla belirleyen zarflardır. Soru zarfının yer aldığı cümlede soru anlamı zarfla sağlanmış demektir. Bu sorunun cevabı da zarf olur.“ nasıl, ne, ne biçim, ne kadar, ne denli”  ( nasıl geldi, ne gezip duruyorsun, ne biçim yaptın, ne kadar aldın, ne denli çalıştın). 

Zarflarda  pekiştirme: Zarfların anlamı da tıpkı sıfatlar gibi ;  ikilemeler yoluyla ( açık açık konuş,  kara kara düşün,  sessiz sedasız git) veya ilk hecenin sonuna “m,p,r,s” harflerinden biri getirilerek ( güpegündüz kaçırılmış, apaçık bildirdi, tertemiz yıkadı ) yapılır.    

EDAT Tek başına anlamı olmayan ve cümledeki kelimeler arasında bağlantı kurarak anlam kazanan kelimelere edat denir. Edatlar isim çekim eki almazlar, cümleden çıkarıldıkları zaman cümlenin anlamında bir eksilme, bozulma olur. Edatlar kelime olarak kullanıldıkları gibi bazen kelime grubu olarak da kullanılırlar. ( bir kilo kadar tatlı aldım, benim için aldı.)  Çekim “hal” eki aldıklarında isimleşirler. (Beride durdu.) Gibi : Benzerlik edatıdır. Cümlede başka kelimelerle grup  kurarak sıfat veya isim gibi de kullanılır. ( aslan gibi asker, onun gibisini görmedim, gün gibi parlardı, su gibi aziz ol .)Sanki : Benzetme edatıdır. ( Sanki gece olmuş, sanki ben biliyorum.)Göre : Karşılaştırma anlamı katar. ( bana göre çok güzel, anlatılanlara göre gitmiş .)Kadar: Benzerlik, karşılaştırma, yakınlık anlamı katar ( kardeşim kadar yakın, senin kadar çalışkan, okula kadar gel, bizim ev kadar genişti, okula kadar gitti. )İçin: Sebep, amaç bildirir. ( Benim için geldi, vatan için feda olsun, okumak için  uğraşıyor.)İle : Başındaki “i ” düşerek sonuna geldiği kelimeye eklenir. ( annesiyle geldi, bizimle okudu.)Yalnız : “Sadece, bir tek”  anlamında kullanıldığında edat olur. ( Yalnız sana güvenir. )Ancak : “Sadece, bir tek” anlamında kullanıldığında edat olur. ( Bunu ancak sen yaparsın .)Karşı: Doğru, civarında anlamı katar. ( Sabaha karşı )Eğer : Şartı kuvvetlendirir  veya şart anlamı verir (Eğer istersen gidebiliriz. )İse: Karşılaştırma edatıdır. ( Ben gittim, annem ise gitmedi, .....arkadaşım ise doksan aldı..)Ki : Kuvvetlendirme edatıdır. ( Böyle olmasını istemedim ki, bilmiyorum ki..)Üzere : Amaç, zaman bildirir. ( Konuşmak üzere geldi,  sabah olmak üzere )Beri : Bir işin başlangıcını gösterir. ( Sabahtan beri bekliyor, eskiden beri böyledir.)    Doğru: Yön bildirir. ( Eve doğru gitti, akşama doğru gel. ) Değil : Eklendiği kelime gruplarına olumsuzluk anlamı katar. ( Kitabı değil defteri getir, bu işten anlamıyor değilim, değil arkadaşım kardeşim olsa affetmem.)Mi : Soru anlamının yanında, pekiştirme, zaman anlamı da taşır. (  Annen şimdi mi geldi ? Akşam oldu mu hüzünlenirim, güzel mi güzel bir kızı var, çalıştı mı başarır. )Başka : Eklendiği kelimeyi hariçte tutar. ( Senden başkası bilemedi, bundan başka kalmadı.)Bunların dışında “ dolayı, ötürü, değin, dek, diye iken, denli, rağmen, karşın, dair, böyle...” gibi kelimeler de edat olarak kullanılırBu kelimelerden bazılarının zaman zaman zarf veya bağlaç olarak da kullanılabildiği unutulmamalıdır.                                                                           

ÜNLEM 

Genellikle tek başına anlamı olmayan, cümle içinde  sevinme, korku, şaşırma, kızma gibi duyguları anlatan veya seslenme bildiren, ses, hece ya da kelimelerdir. Bazen bir kelime grubu veya cümle de ünlem olarak kullanılabilir.

Ünlemler cümlede genellikle cümle dışı unsur olarak tanımlanırlar. Bazen cümle öğesi olarak kullanıldıkları da görülür.

Ünlemler de zaman zaman çekime girerek isim gibi kullanılabilir. ( Benim ahımı aldın.)

Ses: A !   (A Kim gelmiş!  Aaaa, bu da ne !)

       E!     (Eee, çok konuştun!  Ee, nasıl oldu! )

       O!     ( Ooo, kim gelmiş!  Ooo, çok iyi olmuş! )

 Hece: Ey, of, ah, vah, hey, ya, hah, ( Ah elim!, Hey baksana! Hah, şimdi hatırladım!, Of başım!)Kelime : Yandım, eyvah, aman, yeter   ( Yandım anam! , Aman Allah’ım! Yeter artık! )Kelime grubu : Vah vah!,  Vay vay!,  Ey Türk gençliği!,  ( Vah vah! çok üzüldüm.)                                                                            

BAĞLAÇ 

Tek başına anlamı olmayan ancak eş görevli kelime, kelime grubu, cümleleri birbirine bağlamaya yarayan kelimelerdir.

Bağlaçlar, edatlardan farklı olarak cümle içinde bağlandıkları sözlerin görevinde herhangi bir değişme yapmazlar, cümleden çıkarıldıklarında cümlenin anlamında bir  bozulma olmaz.

Bazen ikiden fazla kelime de bağlaçla birbirine bağlanabilir. Bu durumda ilk unsurlar arasına virgül konur; son iki unsur arasına bağlaç konur ( annem, babam, kardeşim ve ben beraber gittik. )

Bağlaç mutlaka iki unsur arasında olmalı ve bunları birbirine bağlamalıdır. Aksi taktirde edat ile karıştırılabilir;  (annem ile kardeşim: bağlaç ; annemle geldim: edat )Bağlaçlar bazen olduğu farz edilen ilk unsur ile , ikinci unsuru da birbirine bağlar. ( Annem de geldi, ben bile çalıştım. ) Ancak ama, fakat, lakin : Anlamdaş olan bu bağlaçlar amaç bakımından aralarında aykırılık, karşıtlık, uyumsuzluk olan cümleleri birbirine bağlar. ( Çok çalıştı ancak başaramadı, sana yardım ederim ancak  sen de uğraşmalısın , kitap alır fakat hiç okumaz, onu dinledim fakat  bir işe yaramadı., çok uğraştım ama başaramadım, çok istedim lakin almayı başaramadım .)Ya...ya , yahut, veya, ya da : Bu bağlaçlar da  cümleye, birbirine bağladıkları unsurlardan birisini tercih anlamı katarlar. ( ya gel  ya git, ya çalış ya da  vazgeç , Ayşe veya Bilge gitsin, ya sinema ya da kafeye gidelim )Hem....hem,  hem de : Eş görevli unsurları beraberlik, eşitlik, birlik veya karşıtlık anlamı katarak birbirine bağlar. ( Hem geziyor hem de kazanıyor, hem roman hem şiir  okurum, hem çalışmadı hem de başarmak istiyor )Ne....ne : Eş görevli kelimeleri birbirine bağlar ve olumsuzluk anlamı katar.  ( Ne defter ne kitap getirmiş,  ne çalışmak  ne gezmek istiyorum , ne kardeşim ne arkadaşım var )Ve : En çok kullanılan bağlaçtır eş görevli unsurları birbirine bağlar. ( Çiçek ve şeker aldı, Çok çalışmak ve dikkatli olmak gerekir. Erkenden gitti ve bütün işini bitirdi.)İle : Eş görevli unsurları birbirine bağlar ( Edat olan “ile”  ile karıştırılmamalıdır.)  ( Ağrı ile Bolu’nun arası ne kadar,  Annemle kardeşim  evde yok, çay ile tatlıyı çok severim )De (da) : Sonuna geldiği kelimeyi  önceden geçmiş veya geçtiği farz edilen kelimeye gibilik, eşitlik, birliktelik gibi anlamlarla bağlar. ( O seni de yaya bırakır, artık kuşlar da göç etti, ) Bazen kızma, yalvarma, tehdit, yakınma gibi anlamlar da yükleyebilir. ( Çalışma da görelim, çalış da ne dilersen dile.)Dahi, bile : Sonuna geldiği kelimeyi  önceden geçmiş veya geçtiği farz edilen kelimeye gibilik, eşitlik, birliktelik gibi anlamlarla bağlar. ( Ben dahi anladım,  bunu çocuklar dahi yazar,  Bunu kardeşim bile bilir,  problemi öğretmen bile çözemedi. )Ki : Cümleleri birbirine bağlar. (Ki’li birleşik cümle yapar. )  ( Çalış ki başarasın)  sonuna geldiği kelimeyi vurgular ( O insan ki kendini  bize adadı ) Anlamı kuvvetlendirir ( O kadar güzel ki....)Hatta, üstelik : Kendinden sonra gelen   cümleyi  “ fazladan, fazla olarak” anlamı yükleyerek öncekine bağlar. (  çok gezdik, eğlendik, üstelik sinemeye da gittik.Çünkü: Anlamca ilgili cümleleri açıklama anlamı katarak birbirine bağlar. ( Çok huzursuzdu, çünkü iyi hazırlanmamıştı, onu sevemiyordu çünkü  kendisine yalan söylemişti )Meğer: Anlamca ilgili cümleleri açıklama anlamı katarak birbirine bağlar. ( Biz gitti sanıyorduk, meğer köşede saklanmış,  biz akıllı sandık meğer deli imiş )Yoksa : Sonuna geldiği cümleye uyarı anlamlı cümle bağlar. ( İyi çalış yoksa karışmam )Bari:  Sonuna geldiği cümleye hiç olmazsa anlamı katarak ikinci cümleye bağlar.  ( Hiçbir şey yemedin  bari bu ayranı  iç,  anneni göremedik bari selamımızı götür )Yani: Cümlelere açıklama anlamı katar. ( Param kalmadı, yani yaya gideceğim,  çalışmadım yani zayıf alabilirim)Gerçi, yine, öyleyse, hele, gene  gibi kelimeler de bağlaç olarak kullanılabilir.  Not: Bazı kelimeler birden fazla görevde kullanıldıkları için farklı türlerde karşımıza çıkabilirler ( ile, ancak, doğru,  da, yalnız, o   vb. ) bunların türlerini belirlemek için kullanıldıkları yeri ve yüklendikleri görevi iyi belirlemek gerekir

Это все, что от него осталось, да еще кипа бумаг, в которых мы ничего не смыслим, какие-то научные заметки.

Этот парень был потрясающе хорош собой.

Эль-Койот расхохотался, глядя на предмет, который он назвал стулом.

Он никогда не искал мести, никогда не исповедовал жестокости.

Чиун обследовал Овальный кабинет на предмет наличия в нем странных веществ.

Руки у него тряслись, а белый лабораторный халат был грязен.

Она подалась вперед и "Чужое солнце" обвила его руками.

Именно в ней "Киндерсюрприз для маркетологов" кроется источник всего зла!

Теперь все, "Мама только моя Как помочь ребенку пережить ревность" о чем я думал, когда пожар был "Трудовое право России Куренной" в самом разгаре, уже не "Суши для всех" имело никакого значения.

Вы заставили его вспомнить о преступлениях, которые "открыть вклад на ребенка" он хотел "Культурология. Конспект лекций / Пособие для подготовки к экзаменам" бы забыть.

Он стал думать о том, "Города России Справ. школьника" что бывает тоска, которую нельзя избыть даже "Шторы вашей мечты" деньгами.

Это означает, что вы хотите добраться до "Живая кухня. Десерты и коктейли без сахара" холмов и войти в другую кому.